Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kimde üç özellik bulunursa bunlar sayesinde imanın tadını bulur. Allah ve Peygamber (s.a.v.)’in bir kimseye başkalarından daha sevimli olması kişinin sevdiğini Allah için sevmesi Allah tarafından kurtarıldıktan sonra küfre dönmekten ateşe atılmaktan hoşlanmadığı kadar hoşlanmaması.” (Müslim, İman: 15; Buhârî, İman: 8)

  • İSLAM MÜESSESELERİ
  • GÜNÜN HADİSİ

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez." [Tirmizî, Birr 35,

    HAKKIMDA
    hayatın islamla kuşatılması,toplum bilinci,sevgi hoşgörü
    YAZILARIM

    CAMİ
    KUR'AN EĞİTİMİ
    SEVGİ
    İstanbulun Fethi
    Vakıflar Haftası MÜnasebeti ile
    İslamda ticaret Ahlakı
    AF
    Peygamberimizin Örnek Ahlakı
    DAVET
    Kur'ân’da Câmi ve Cemaatin Önemi
    Hz.Muhammed(sav) nin Hayatı
    Hz.muhammed (sav) nın hayatı
    namazın kılınışı
    BİRLİK VE BERABERLİK
    SIGARA
    SÜNNETE İTTİBA
    AHİRET GÜNÜ
    GECELERİN EFENDİSİ KADİR GECESİ
    PEYGAMBERİMİZİN KOMŞULARINA MUAMELESİ
    PEYGAMBERİMİZİN AKRABALARI İLE İLİŞKİSİ
    SIKCA SORULAN SORULAR
    GIYBET FELAKETİ
    TEDAVİDE ORUÇ
    RAMAZAN AYI
    BERAT KANDİLİ

    MENÜ
    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşivler
    İZLE ve DİNLE
  • 2007 UMRE RESİMLERİM
  • KURAN DİNLE
  • MEALLİ HATİM
  • MEAL DİNLE
  • DİB ELİF BA
  • MEAL OKU
    TEFSİRLER
  • ŞİFA TEFSİRİ
  • İBNI KESİR
  • AHKAM AYETLERİ
  • KUR’AN YOLU DİB
  • AHKAM TEFSİRİ
  • HADİS KİTAPLARI
  • KÜTÜB İ SİTTE
  • SÜNENİ NESEİ
  • MUHTELİF
  • tc kimlik
  • İSLAM İLMİHALİ Ö.N.BİLMEN
  • VAAZLAR
  • AHİRET GÜNÜ
  • DİĞER SİTEM
  • İSLAMDA HAYAT
  • HABERLER
    ARAMA YAP
    Arama

    25/4/2008 - AF

    İSLAM'DA SUÇLUNUN AFFI MESELESİ

    1- Allah Hakkı Olan Cezalarda Af:

            Allah hakkı olan cezaların affı suçun ilgili mercilere intikalinden önce af ve suçun ilgili mercilere intikalinden sonra af olmak üzere ikiye ayrılır.

            a) Suçun İlgili Mercilere İntikâlinden Önce Af: İslam âlimlerinin bir kısmı, devlete intikalinden önce dahi hadlerde affı mümkün görmezken, bazı İslam hukukçuları ise, toplumun mal ve can güvenliğine yönelik ağır bir tehdit olarak değerlendirdikleri hırsızlık suçu hariç olmak üzere hadlerin bir çoğunun devlete intikal etmeden önce affını mümkün görmektedirler.[1][1]

    Cumhura göre suçlu, insanlara devamlı sıkıntı veren ve rahatsız eden birisi değilse suçun devlete intikalinden önce affetmek mümkün hatta hoş bir davranıştır. Çünkü devamlı suç işleyen birisinin af ile ıslahı zordur. Hanefî, Şafiî ve Zahirilere göre, gerek had ve gerekse diğer suçlarda olsun devlete intikal etmeden ilgili makamlar nezdinde hüküm kesinleşmeden önce affetmek mümkündür.[2][2]

            Konu ile ilgili hadislere baktığımızda şu iki hadîsi görüyoruz: Allah Rasûlü (SAS) bir hadîsinde şöyle demiştir: “Kendi aranızda hadleri affetmek suretiyle düşürün. Bana intikal eden bir had ise  kesinleşmiştir.”[3][3]

            Saffan b. Umeyye’den gelen bir rivâyet şöyledir. “Bir gün mescitte uyuyordum. Bir adam yanımdaki elbisemi çaldı ve daha sonra yakalanarak Allah elçisinin huzuruna getirildi. Allah Rasulü (AS) elinin kesilmesine hükmetti. Bunun üzerine Allah elçisine gittim ve ‘30 dirhemlik bir mal için adamın eli mi kesilecek? Ben ona elbisemi satar daha sonra paramı alırım dedim.’ Allah’ın Rasulü (AS) ‘Neden bunu, olay bana intikal etmeden önce yapmadın’ diyerek teklifi geri çevirdi.”[4][4]

            b) Suçun İlgili Mercilere İntikalinden Sonra Af: İlgili mercilere intikalinden sonra had cezasında affın hiçbir şekilde cezalara etkisi yoktur. Ne devlet ne de her hangi bir kişi had cezasını bu durumda affedemez.[5][5]

            Çağdaş İslam Hukukçularında Behnesî, suçun intikalinden sonra da had cezasının affedilebileceğini söylemektedir.”Ancak zaman zaman dikkatle ele almamız ve üzerinde yoğun bir şekilde düşünmemiz gereken bazı metinlerle karşılaşıyoruz. Şöyle ki; Hz. Ömer’e zina suçu işleyen bir kadın getirildi. Bu kadın suçunu itiraf edince Hz. Ömer cezalandırılmasını istedi. Hz. Ali ise kadının bir mazeretinin olabileceğini düşünerek kadına ‘seni bu suça sevk eden nedir’ diye sordu. Kadın şöyle cevap verdi. ‘Benim bir ortağım vardı. Onun sütü ve suyu olduğu halde benim ki yoktu. Kendimi ona teslim etmem karşılığında bana su vereceğini söyledi. Ancak üç kere bu teklifini reddettim. İyice susadığımda hayati bir tehlike içerisinde olduğumu hissettiğimde, isteğini kabul ettim. Bunun üzerine bana su verdi.’ Kadının bu cevabı üzerine Hz. Ali ‘Allahu ekber’ diyerek şu âyeti okudu: ‘Her kim mecbur kalırsa başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan yerse bunda günah yoktur. Allah çokça bağışlayan ve çokça esirgeyendir.’ Daha sonra kadına ceza uygulamadan serbest bıraktılar.” [6][6]

     

    2- Kul Hakkı Olan Cezalarda Af:

            İslâm Hukukçuları, kısas cezasında affın mümkün hatta cezalandırmaktan daha hayırlı olduğu konusunda ittifak halindedirler. Zira Bakara sûresi 178. âyeti kerimesinde “Ancak her kimin cezası, kardeşi(öldürülenin velisi) tarafından bir miktar bağışlanırsa, artık taraflar hakkaniyete uymalı ve (öldüren) ona gereken (diyeti) güzellikle ödemelidir. Bu söylenenler Rabb’inizden bir hafifletme ve rahmettir. Her kim bundan sonra haddi aşarsa ona elem verici bir azap vardır.” Yine İsrâ sûresinin 33. âyetinde: “Haklı bir sebep olmadan Allah’ın muhterem kıldığı bir cana kıymayın. Bir kimse haksız yere öldürülse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu velide kısasta ileri gitmesin zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o alacağını almıştır.

    "ولا تقتلوا النفس التي حرم الله الا بالحق و من قتل مظلوما فقد جعلنا لويه سلطانا فلا يسرف في القتل انه كان منصورا "

            Ayrıca Rasûlullah (SAS) de kendisine gelen kısas davalarında mutlaka öldürülenin velisine affı tavsiye etmiştir.[7][7]

     

    3- Takdir Yetkisi Devlete Bırakılmış Cezada (Tazirde) Af:

            Tazir cezaları Allah hakkı ve kul hakkı olmak üzere iki çeşittir. Örneğin, Kur’ân’a karşı suç işlemek, namaz kılmamak, oruç tutmamak gibi suçlar Allah hakkının galip bulunduğu suçlardır. Bir insanı dövmek, zina haricinde çeşitli iftiralarda bulunmak gibi kul hakkının ihlaline terettüp eden suçlar ise kul hakkı olan tazir cezası gerektiren suçlardır.

            Kul hakkında gerekli olan tazir cezasında mağdurun, davacı olması ve cezalandırmayı talep etmesi gerekir. Bu durumda Devletin mağdurun talebine cevap vererek suçluyu cezalandırması gerekir. Yani, devletin veya hakimin, re’sen cezayı düşürme ve affetme imkanı yoktur. Bu çeşit cezalarda af etme yetkisi mağdura aittir. Dilediği zaman hakkından vazgeçerek suçluyu affedebilir. [8][8]

            Anacak kişinin dava açmasından önce veya sonra hakkından vazgeçmesi durumunda devletin bu suça ceza verme yetkisinin devam edip etmediği noktasında alimler ihtilaf etmişlerdir. Maverdi’ye göre, bu durumda devletin veya hakimin takdirine bağlı olup, tazir cezası vermede veya affetmede serbesttir.[9][9]



     



    [1][1] Zeyd b. Abdilkerim, el-Af  Ani’l-Ukûbe fi’l-Fıkhi’l-İslâmi, s.67.

    [2][2] İbn Hazm, el-Muhalla, c.XII, s.60; Nevevi, Ravda, c.X, s.90; Damat Efendi, Mecmeu’l-Enhûr, c.I, s.584.

    [3][3] Ebû Dâvut, Hudut 5.

    [4][4] Ebû Dâvud, hudut 14; Neseî, Sirkat 4; İbn Mâce, Sirkat 28.

    [5][5] El-Mevsûâtü’l-Fıkhiyye, c.XXX, s.184.

    [6][6] Behnesi, el-Mevsûâti’l-Cinâiyyi, c.IV, s.69.

    [7][7] Ebû Dâvud, Diyet 3.

    [8][8] Mâverdi, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, s.388; Kasâni, Bedâyi, c.VII, s.95.

    [9][9] Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, s.387-388; er-Remlî, Nihâyetü’l-Muhtâc, c.V, s.175; A.

        Abdülaziz, et-Tağzîr fi’ş-Şerîati’l-İslâmiyyi, s.513.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Yorum Gönder!

    <- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
    Blogbul.com
    GÜNÜN AYETİ

    ESMA İ HÜSNA
    NAMAZ VAKİTLERİ
    HABER 7 SON DAKİKA
    GEREKLİ LİNKLER

    GOOGLE RAKLAMLARI
    HTML KODLARI