Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Her kimde üç özellik bulunursa bunlar sayesinde imanın tadını bulur. Allah ve Peygamber (s.a.v.)’in bir kimseye başkalarından daha sevimli olması kişinin sevdiğini Allah için sevmesi Allah tarafından kurtarıldıktan sonra küfre dönmekten ateşe atılmaktan hoşlanmadığı kadar hoşlanmaması.” (Müslim, İman: 15; Buhârî, İman: 8)

  • İSLAM MÜESSESELERİ
  • GÜNÜN HADİSİ

    Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "Halka teşekkürde bulunmayan Allah'a da şükretmez." [Tirmizî, Birr 35,

    HAKKIMDA
    hayatın islamla kuşatılması,toplum bilinci,sevgi hoşgörü
    YAZILARIM

    CAMİ
    KUR'AN EĞİTİMİ
    SEVGİ
    İstanbulun Fethi
    Vakıflar Haftası MÜnasebeti ile
    İslamda ticaret Ahlakı
    AF
    Peygamberimizin Örnek Ahlakı
    DAVET
    Kur'ân’da Câmi ve Cemaatin Önemi
    Hz.Muhammed(sav) nin Hayatı
    Hz.muhammed (sav) nın hayatı
    namazın kılınışı
    BİRLİK VE BERABERLİK
    SIGARA
    SÜNNETE İTTİBA
    AHİRET GÜNÜ
    GECELERİN EFENDİSİ KADİR GECESİ
    PEYGAMBERİMİZİN KOMŞULARINA MUAMELESİ
    PEYGAMBERİMİZİN AKRABALARI İLE İLİŞKİSİ
    SIKCA SORULAN SORULAR
    GIYBET FELAKETİ
    TEDAVİDE ORUÇ
    RAMAZAN AYI
    BERAT KANDİLİ

    MENÜ
    Ana Sayfa
    Profilim
    Arşivler
    İZLE ve DİNLE
  • 2007 UMRE RESİMLERİM
  • KURAN DİNLE
  • MEALLİ HATİM
  • MEAL DİNLE
  • DİB ELİF BA
  • MEAL OKU
    TEFSİRLER
  • ŞİFA TEFSİRİ
  • İBNI KESİR
  • AHKAM AYETLERİ
  • KUR’AN YOLU DİB
  • AHKAM TEFSİRİ
  • HADİS KİTAPLARI
  • KÜTÜB İ SİTTE
  • SÜNENİ NESEİ
  • MUHTELİF
  • tc kimlik
  • İSLAM İLMİHALİ Ö.N.BİLMEN
  • VAAZLAR
  • AHİRET GÜNÜ
  • DİĞER SİTEM
  • İSLAMDA HAYAT
  • HABERLER
    ARAMA YAP
    Arama

    9/5/2008 - Vakıflar Haftası MÜnasebeti ile

    VAKIF

     

     

    --------------------------------------------------------------------------------

     

     

       Vakıf:menfaati insanlara olmak üzere bir malı kendi mülkünden çıkararak Yüce Allahın rızası için bağışlamaktır. Vakıf:alıkoymak ve bağlamak demektir.Kımıldatmamak ve bağışlamak  demektir.Mülk hayra hizmet için   dondurulmuş,faydalı bir gâyeye adanmıştır.Taşınmaz,satılmaz,amacı dışında kullanılamaz.

     

      Vakıfta din,dil ve ırk kaydı yoktur.Sadece insan onurunun korunması ve canlıların hayatlarını  idame ettirmesi söz konusudur.

     

      Vakıflar hayır duygusu,insanlık sevgisi,fedakârlık,cömertlik,yardımlaşma,dayanışma ve paylaşmaya yönelik hayır kuruluşlarıdır.

     

      Ecdâdımız ne güzel söylemiş:

     

                     “Âdem odur ki, koya her yerde bir eser.

     

                     Eseri olmayanın yerinde yeller eser.”    

     

      Dinimizde umumun menfaati için yapılan her hizmet, ayakta durduğu müddetçe, sahibinin sevap defterine artı yazdırır.

     

      Ağaçlar gölge ve meyve verdikçe, camiler içinde namaz kılındıkça, okullar içinde, çocuklar okudukça, kütüphaneler bünyesindeki kitaplar okundukça, hamamlarda insanlar temizlendikçe, çeşmeler su ile canlıların istifadesine sunuldukça, hastaneler insan sağlığına hizmet ettikçe, imaretler, hayır işlerine devam etikçe, sevap ta devam edecektir.

     

    VAKFIN TÂRİHÇESİ

     

    Vakfın geçmişi İbrahim (A.S.) e kadar dayandırılır. Çünkü cömert olduğu, yalnız başına yemek yediği vaki olmamıştır.

     

    İslâm’da vakıf geleneği hicretten iki yıl sonra başlamıştır.Sevgili Peygamberimiz Medine’deki Fedek hurmalığının kendine ait hissesini ve Hayberdeki hurma bahçesini vakfetmiştir.

     

    Hazreti Ömer (R.A.) Semg adlı arazisini vakfetmiştir.Hazreti Ebu Bekir,Hazreti Osman,Hazreti Ali ve Ashabın ileri gelenleri ayni yolu takip etmişlerdir.

     

    Emeviler ve Abbasiler zamanında vakıf eserlerinde artışlar kaydedildi. Selçuklar, inanç bütünlüğünü korumak için eğitim vakıflarına ağırlık verdiler. Anadolu Selçukları Konya, Sivas, Kayseri, Kırşehir ve diğer yerleşim bölgelerinde vakıf kurumları oluşturdular.

     

    Osmanlılarda ilk vakıf eseri 1331 de Orhan gazi tarafından İznikte kurulan “Sıbyan mektebi”dir.1354 te Süleyman paşa Gelibolu’da kimsesiz ve bakıma muhtaçlar için bakımevi açmıştır.

     

    İlk başkentler, Bursa, Manisa ve Edirne vakıf eserleriyle doludur. İstanbulun fethinden sonra, Fatih “Sahn-ı seman” medresesini kurmuştur. Fatih külliyesinin vakfiyesinde şunlar yazılıdır.”Ülkelerin fethi cihad-ı asgar (küçük cihat),Memleketi imar etmek cihad-ı ekber (Büyük cihat) dir.”

     

    1826 da Evkaf-ı Hümâyün kuruldu. Vakıf eserleri tek elde toplanarak, merkezi sisteme geçildi.l860 yılında Osmanlı İngiltere’den borç istediğinde, vakıf kurumlarının lâğvedilmesini şart koştular.

     

    Çünkü Osmanlı topraklarının üçte biri vakıftı. Her doğan yarınından emin, tasasız, elemsiz yaşama, büyüme, okuma ve huzurlu bir hayat sürme imkânına sahipti.17.y.yılda sadece İstanbulda imaretler her gün otuz bin kişiye yiyecek dağıtılıyordu.

     

    Vakıfların tek elde toplanmasıyla,vakıf gelirlerinin bir bölümü ,devletin ihtiyaç duyduğu sektörlere aktarıldı.Vakıf eserleri az bir bedelle gayr-i Müslimlere satıldı.Çünkü Avrupalı dostlarımız böyle istedi.

     

    Böylece halkın vakıflara olan itimadı azaldı.Eskilerini koruyamaz ve yenilerini  ilâve edemez duruma geldik.

     

    1924 te Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu.Eski yazıdan yeni yazıya geçişte,vakıf eserlere tapularda şerh  konmadı.l939 ve l940 ta İkinci Dünya Savaşı bahâne  edilerek  vakıf yerleri tâviz beselerliyle satıldı.

     

    Şehir plânlarında vakıf yerleri parklara ,yollara ve bahçelere çevrildi.Külliyeler eğitim amacıyla vakıflardan alındı.Câmilerin bir kısmı kadro fazlası diye satıldı.Medreseler,külliyeler,harabeye döndü.

     

    Milyonlarca insanın alın teri ve maddi imkânları ile oluşturulan eserler yerle bir edildi.Taşınabilir eserler yurt dışına kaçırıldı.Taşınamayanlar talan edildi.

     

    Ecdâdımızın yaptığı çeşmelerin bu gün suları akmıyor.Türk büyüklerinin türbelerinde kocaman kilitler var.Kaleler harap.Mekkede bulunan Ecyad kalesinin yıkılmasında isyan ettik.Ama yurt içindeki kalelerin yıkılmasına seyirci kalıyoruz.Çeşme kitâbeleri,mezar taşları binâlara temel oldu.Vakıflara sahip çıkmamakla tarihimize de  ihanet ettik.

     

    VAKIFLARIN GEÇMİŞTE GÖRDÜĞÜ HİZMETLER

     

       Vakıf eserleri dini,ilmi,sıhhi,kültürel,ekonomik ve sosyal alanda büyük hizmetler sundu.

     

       * Çeşme,sebil,sarnıç,havuz,kuyu,hamam,su kemeri,köprü,okul,câmi,çarşı,kütüphane,medrese,kabristan,hanlar,öğrenci yurtları,spor kompleksleri yıllarca insanlara hizmet sundu.

     

       * Darüş-şifalar,hastaneler,ücretsiz hizmet verdiler.Gureba (Garipler),Etfal(Tıfıllar) hastanesi idi.İlçemiz devlet hastanesinin ilk tabelâsında “Pertevniyâl hastanesi” (ışığa ulaşma) yazısını hatırlarım.

     

       * Dârül-acezelerde,henüz dünyayı tanımamış bebeklerden tutun da,iki büklüm ihtiyarlara,felçlilere ve âmalara kadar,kaderin sillesini yemiş  insanlar barındırılırdı.

     

       * Çevre vakfı,park,bahçe,piknik alanı,ormanlar ve kabristandaki bitkilerin gübre,budama gibi bakımlarını üstlenmişti.

     

       *Kimsesiz olup ölenler,vakıf tarafından defnedilirdi.

     

       *Bir kısım vakıflar,genç kızların çeyiz ve evlenme masraflarını görürdü.

     

       * Yolcuları rahatlatma,yolda kalmışı yerine ulaştırma görevi üstlenen vakıflar mevcuttu.

     

       * Yoksula,para,yiyecek,yakacak temin eden,karın doyuran,babası ölmüş yetimleri bağrına basan,kocası ölmüş dullara sahip çıkan,sakatları himâye eden vakıflar vardı.

     

       * Tazminat,nafaka ve benzeri suçlardan cezaevine düşenlerin borçları ödenir,tahliyeleri sağlanırdı.

     

       *Evlâtlık ve hizmetçilerin kırdıkları kap kaçak,fondan ödenerek,insan onuru korunurdu.

     

       * Bayramlarda çocukları,giydiren,sevindiren fonlar mevcuttu.

     

       * Sınır güvenliği için kaleler yaptıran ve giderini karşılayan fonlar mevcuttu.

     

       * İslâm âleminin iki kutsal şehri Mekke ve Medine için vakıf kurulmuştu.Buradaki hizmetlerin yürütülmesi gâye edinilmişti.

     

       * Bizimle beraber dünyamızı paylaşan hayvanlar da unutulmadı.Câmi duvarlarına yapılan kuş evlerini izleriz.Koca Sinan Ağırnasta yaptığı çeşmeye uzun bir yalak ilâve ederek,hayvanların su içmesini sağlamış,çeşmenin arkasındaki araziyi de otlamaları için vakfetmiştir.

     

        Sivasta ,Bursada ,diğer şehirlerde ciğerciler,sopalarına taktıkları ciğerlerle,sokak hayvanlarını doyururlardı.Tüklerin oturduğu yerlerde,hayvanlar bakımlı,gürbüz,gayr-i Müslimlerin oturduğu mahâllelerde hayvanlar cılızdı.Hayvanların kış aylarında aç kalmamaları için tedbirler alınır,tedavileri baytarlarca ücretsiz yapılırdı.

     

    YÜCE  RABBİMİZ BUYURUYOR

     

       “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda sarfetmedikçe iyilik derecesine ulaşamazsınız.Her ne sarfederseniz,şüphesiz Allah onu bilir.”(AL-İ İMRAN:92)

     

                                                                     ***

     

       “Hayırlı işlerde yarışın.” (BAKARA :148)

     

                                                                     ***

     

       “Ey iman edenler,rüku edin,secde edin,Rabbinize ibadet edin.Hayır işleyin ki,kurtuluşa erişesiniz.”(HAC:27)

     

    SEVGİLİ  PEYGAMBERİMİZ  BUYURUYOR

     

       “İnsanların hayırlısı,insanlara faydalı olandır.”

     

     

     

                                                                                 Bu yazı  alıntıdır.                    

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    Yorum Gönder!

    <- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
    Blogbul.com
    GÜNÜN AYETİ

    ESMA İ HÜSNA
    NAMAZ VAKİTLERİ
    HABER 7 SON DAKİKA
    GEREKLİ LİNKLER

    GOOGLE RAKLAMLARI
    HTML KODLARI